Perşembe, Temmuz 27, 2006

Davranışsal ve Deneysel İktisat


Yeni bir çalışma alanı; davranışsal ve deneysel iktisat (Behavioral and Experimental Economics).
Bu alan; 2002 yılında Vernon L. Smith ve Daniel Kahneman'ın Nobel Ekonomi Ödülü'nü almasıyla dikkatleri bir kez daha üzerine çekti.
Peki mevcut uygulamada denek ne ile karşılaşıyor?
-Benim bulunduğum ve dersini de alarak daha detaylı yazılar yazacağım laboratuvarda deneklere bilgisayar üzerinden sorular yöneltiliyor ve 2-2,5 saat sonunda ceplerine 0-75YTL konularak evlerine gönderiliyorlar.
Sorular 3 bölümden oluşuyor; ilk 2 bölümde model piyasa koşullarında yatırım deneyimleri ölçülürken, 3. bölümde genel kültür soruları ("Lahey nerdedir?" gibi) soruluyor.Nihayetinde haftada 2 oturumdan 20*2=40 denekli bir çalışma olmuş oluyor.
Çalışmanın; temelde iktisat gibi görünsede disiplinler arası olduğu nobel ödülünü alanlardan açık.Yine bu konuda çalışan Zürih Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ernst Fehr'in birçok makalesi Nature ve Science dergilerinde yayınlanmış.
İktisatta matematiğin kullanımını "araç mı, amaç mı" ya da "bilim olma çabası" olarak eleştirenler; günümüzde pozitif bilimlerin araştırma merkezleri laboratuvarlara gözünü diken bir iktisat disiplini karşısında ne diyecekler acaba?

Salı, Temmuz 18, 2006

Daron Acemoğlu, Nobel'e Koşan İlk Türk İktisatçı


3 Eylül 1967’de İstanbul’da doğan Acemoğlu, 1989 yılında York Üniversitesi’nde iktisat bölümünü bitirdi.1990’da yüksek lisans ve 1992’de (doğru duydunuz, 2 yılda!) doktora derecesini “Essays in Microfoundations of Macroeconomics: Contracts and Economic Performance“ teziyle alarak LSE’ye veda etti (92-93 döneminde 1 yıl ders verdikten sonra) ve MIT kariyerine başladı.
Daron Acemoğlu, genç yaşına rağmen birçok önemli ödül kazandı.Bunlardan bazıları; Economic Journal “en iyi makale” (1996), Chicago Üniversitesi T.W.Schultz ödülü (1996), Sherwin Rose ödülü (2004) ve büyük yankı uyandıran “John Bates Clark Medal” (2005)
Bu yıl ise TÜBA tarafından, ‘Avrupa sömürge yönetimlerinden kalma kurumların, iktisadi gelişme ve büyümeye uzun dönemli etkileri üzerine’ yaptığı kuramsal ve ampirik çalışmalarla Bilim, Hizmet ve Teşvik ödülleri ve ‘Genç Bilim İnsanlarını Ödüllendirme Programı’ ödülünü Prof.Dr.Semih Tezcan ile paylaştı.
Bir de AJR üçlüsü olarak Simon Johnson ve James A. Robinson ile yazdığı makaleler vardır ki anlayamadığım onca matematiksellikten sonra ilaç gibi gelmektedir :)

Basında çıkan yazılardan, bir dönem Merkez Bankası’na danışamanlık için başvurduğu ama olumlu ya da olumsuz bir yanıt alamadığı bilgisine ulaştım.Keşke diyor insan içinden, hele ki güven faktörünün önem kazandığı dönemlerde ilaç gibi olurdu herhalde.

Gazetelerdeki bir başka söyleşisinde de Kemal Derviş gibi bir gün çağrılırsanız gelir misiniz?' şeklindeki soruyu şöyle yanıtlamış:
"Daha fazla yardımcı olmayı istiyorum ama şimdilik erken. Akademik konularda yapmak istediğim çok şey var. Zamanında gittiler ama yetkili bir şekilde gitmedikleri için çok yararlı olamadılar. Türk politikacılar biraz itfayiyeci gibiler. Nerede bir yangın varsa oraya gidiyorlar."

Sevgili basınımızın beni şaşırttığı tek nokta; kendisini ısrarla University of Europe diye bir yerden mezun etmek istemeleri.Google’a yazdım çıkmadı.Acaba York’un eski adı mıydı dedim, ordan da sonuç çıkmadı.Bu kısa araştırmama dayanarak diyorum ki “Bu kadar da ucuz habercilik olmaz ki kardeşim.Sonra bu adamlar gidip hocayla röportaj yapıyorlar.İnsan bir sayfasına bakar da hangi okuldan mezun olduğunu anlar.”

Not: Hiç bu kadar ezilmemiştim.Eski yazılarıma bakıyorum da, nasıl da sözlerimi tutamamışım.Artık söz vermeyeyim.Düzenli bir okuyucu kitlesine hitap edemedim, herkesten özür diliyorum.Tabi halen bıkmayıp ve kızmayıp bir göz atan kaldıysa :)

Cumartesi, Mayıs 13, 2006

Devalüasyon bir haftada 6.4’ü buldu, Merkez ’izliyoruz’ dedi

İnsan bu başlığı görünce dehşete kapılıyor değil mi?Hele ki benim gibi, ülkede olan biteni internetteki gazetelerden takip ediyorsanız.Bir an korktum, ülkede devalüasyon olmuş demek dedim.E biz dalgalı kurdaydık, o da mı değişti bir gecede dedim.Daha birçok şey diyerek yazıyı okumaya başladım.İlerleyen cümlelerden de anlaşıdı ki HÜRRİYET EKONOMİ SERVİSİ denilen bölüm, kimlerin elindeymiş.Haberi "Esra Sahici" hanımefendi hazırlamış.Hemen baktım arama motorlarından kimdir bu kişi diye;

-Hürriyet ekonomi servisinde ve aynı zamanda Ekonomist dergisinde ve tabi ekonomi muhabirleri derneğinin de üyesi.

Öncelikle böyle bir hata nasıl yapılabilir, hem de bu kadar açık bir şekilde!Yahu bunu yapsalar, devlet kurumları izlemiş mi olur?

Gerçi haberde kendisi de yazmış ama sanırım iktisat bilgisi olmadığından, kendi yazdığını bile anlayamamış;

"Yüksek gelen nisan ayı enflasyonu ile başlayan yabancı çıkışına yerliler de ayak uydurunca dolar dün 1.42 YTL’ye kadar yükseldi. Böylece bir günde gerçekleşen devalüasyon (ulusal para biriminin değerinin diğer para birimleri karşısında değerinin düşürülmesi) oranı yüzde 2.70 olurken, bir haftalık devalüasyon yüzde 6.46’yı buldu."

Depresiasyon; Esnek(dalgalı) kur sistemlerinde, PİYASA KOŞULLARINDA, bir ülke parasının diğer ülke paraları karşısında değer kaybetmesidir.

Yani neymiş bizim ülkemizde olanın adı; DEPRESİASYON!!!!
Sonra yorumlara baktım, acaba 1 kişi bile buna değinmiş mi diye ama yok!Ben yazdım, bakalım yayınlayacaklar mı?

Not:Biraz fazla yüklenmiş olabilirim Esra Sahici'ye ama adı ekonomi servisi olan bir yerde bu hata kabul edilemez!

Pazar, Mayıs 07, 2006

Kimdir Bu D.Romer?

Son yıllarda "Advanced Macroeconmics" kitabı ile Türkiye'de özellikle ingilizce eğitim veren fakültelerin derslerinde okunmaya başlandı. Bu sırada Sala-i Martin ve Barro'nun büyüme teorisi (Growth Theory) kitabına da eşlik eder olmuştu.


Bugün ODTÜ'den Koç Üniversitesi'ne kadar hemen hemen yabancı dilde eğitim veren her fakültenin müfredatında görmek mümkün.

Peki kimdir bu David Romer;

Lisans eğitimini 1980 yılında Princeton Üniversitesi'nde tamamladıktan sonra 5 yıl içerisinde MIT'den de doktora derecesini almış ve tekrar lisans derecesini aldığı Princeton'a dönmüş orada da 3 yıl süreyle Yrd.Doç. olarak çalışmıştır.Princeton'dan sonra 1988 yılı itibariyle Berkeley'de (University of California) çalışmaya başlamıştır.David Romer halen aynı üniversitede profesör olarak çalışmaya devam etmektedir.

Mezuniyetinden sonra birçok ödül almış, araştırma kurumlarında çalışmıştır.Bunların bazıları; NBER (misafir araştırmacı bursu, 1987-1988), MIT (misafir öğretim üyesi, 1988), Stanford Üniversitesi (misafir öğretim üyesi, 1993 bahar dönemi ve 1995 sonbahar dönemi), Alfred P.Sloan Araştırmacı Bursu (1993-1995) ve tez bursu (1984-1985)...

Şimdi de David Romer'in Mezuniyet ve tezin bitirilebilmesi için önerdiği kurallarına bakalım;

-Hayatını diğer heyecanlarla doldurma, SADECE YAZ!
-Kapsamlı ve bütüncül bir kaynak taraması için bekleme çalışma, SADECE YAZ!
-Yazdığın her sayfanın senin büyük(1) yeteneklerinin tamamını göstermesine çalışma, SADECE YAZ
-En iyi düzene sahip, en kapsamlı ve en içerikli tezi yazmaya çalışma, SADECE YAZ!
-Entellektüel(!) disiplinini sarsacak derin düşüncelere dalma, SADECE YAZ!
-Eğer hala üçüncü bahar yarıyılında da bir sayfa yazmamışsan, ALARMA GEÇ!
-Eğer dört yılını özetleyecek bir yazın yoksa, DERDİN VAR DEMEKTİR!
-Her haftaya başlarken 3 YENİ FİKRİN olsun!
-Konusunda uzmanı oynamaya kalkma, NEYLE İLGİLENİYORSAN ONU YAZ!
-Ve bil ki, iyi bir iktisat makalesinin 3 önemli özelliği vardır;
*Genel bir bakış açısı,
*Konuyu toparlayan bir gelişmesi,
*Ve sonucu.

Bu kadar bilgiden sonra hocamıza sormak istedikleriniz olursa ne yapacaksınız.Onun da çaresini düşündük;
Size bir telefon kadar yakın :) :)

Department of Economics
549 Evans Hall
University of California
Berkeley, CA 94720-3880
Tel: 510/642-1785
Fax: 510/642-6615
dromer@econ.berkeley.edu


Not: Yerleşim sorunlarım sebebiyle yazılarıma ara vermek zorunda kalmış, bir söz vermiş ve onu da tutamamıştım.Bu 1 ay içerisinde yoğun olarak yazı ekleyeceğimi bilmenizi isterim.Umarım birlikte daha çok şey öğreneceğiz...

Cuma, Nisan 07, 2006

Geri Donus

Uzun zamandir kendime gelmeye calistigim bu gurbet ellerde en sonunda sistemimi kurabildim.Bundan sonra mumkun oldugunca iktisat konulari ile ilgili "haftalik" yazilara yer verecegim.
Takip eden, zaman ayiran, yorum birakan herkese tesekkurler...

Salı, Mart 21, 2006

Sistemin Analizi; bir çaba...

Kafamda dolasan belli belirsiz fikirlerden bir karalama; iktisati anlama cabasi...

Sistem; birbiriyle ilişkili parçalar bütünüdür.Her sistem bir üst sistem tarafından kontrol edilir.Üst sistem alt sistemin kontrol mekanizmalarını kendi gelişimi için yönetir.Alt sistemler, aşağıya doğru daha ilkel (hırçın) olurken, yukarıya doğru daha sakin (gelişmiş) olurlar.Alt sistemler, üst sistemi bilmezler.Onların varlığı da önemli değildir.Sadece ihtiyaçlarının karşılanması önemlidir.Bu, göze inen perdedir.İhtiyaçlar karşılandıkça suskunluk hakim olur.Ancak alttaki sistemin her parçası aynı değildir.Uyumaz, uyutulamaz parçalar vardır.Onlar ise satın alınmak zorundadır.Her şeyin değeri bir başka değer cinsinden ifade edilir.Bu değiş tokuş sayesinde üst sistemler güçlerini artırırken, alt sistemlerin mahkumiyeti devam eder.

Aslında her sistemin bir tek kapısı vardır; bu kapı, bilenleri bir üst sisteme taşırken farkında olmayanların sistemdeki devinime/döngüye dahil olarak yok olmalarına sebep olur.Kapının anahtarı bilgi iken kapı, fark etmektir.Her bir alt sistem, üst sistemlerin devamlılığı için uyumalıdır. Bu uyku ne kadar uzun ve kesintisiz olursa kaynakların aktarımı da o kadar hızlı olur. Alt sistemlerin uyku hali, zihnî uyku olarak kalmalıdır.Bilgi ve fark etmek olmaması gereken ihtiyaçlardır. Alttaki sistemin parçaları, asla aç kalmamalıdır. Her zaman doyurulmalı ve bu sayede kontrol altında tutulmalıdır.Kontrol altındaki parçalar yok olduklarında gerilerinde onların izlerini taşıyan ve gelişime açık parçacıklar bırakırlar, bırakmalıdırlar.Alt sistemler ne kadar genç ve çok parçadan oluşursa, kendi alanlarından o kadar çok faydalanırlar.Bu faydalanma süreci onları hep daha iyiye ve yeniye götürür......

Pazar, Ocak 15, 2006

İktisat ve Gençliğin Bakışı


İktisat; zevkle okuduğum, her okuduğumda daha çok incelemek, okumak istediğim bilim.Peki ben buraya isteyerek ve bilerek mi gelmiştim? Ne yazık ki hayır...
Elektronik haberleşme mühendisliği isteyen ama siyasetle, sosyolojiyle, ekonomiyle ilgilenen ve bunun iktisatın ta kendisi olduğunun farkına varamamış biriydim.Ne mutlu ki iktisatı seçtim ve burdayım. Peki gençliğin iktisata bakış açısı nedir?

Konuştuğum birçok liseli arkadaş, iktisatı işletmeden öte bir bilim olarak görmüyor.En derin bilgi sahibi olan "Borsacı değil mi?" diyor. Peki bunun sakıncası ne, yada sakıncalı mı?

Bence çok ama çok sakıncalı.Bu zihniyetle iktisatı seçen, iktisatı kavramamış gençler, sadece "parasal" olgularla ilgileniyor ve olayın sosyal boyutlarını gözden kaçırıyorlar.Yaptıkları da iktisat değil, kısıtlı bir muhasebe hesabı oluyor.

Yaptığım bir çalışma vesilesi ile, Türkiye'deki İ.İ.B.F.'lerin kadrolarını ve ders programlarını görme şansızlığım oldu. Öyle ki, programı aynı olan 2 üniversiteden birinin tek bir bölümündeki araştırma görevlisi sayısı, diğer üniversitenin İ.İ.B.F. kadrosunun sayısına eşit neredeyse. Bu koşullarda eğitim alan 2 İ.İ.B.F.'liye de -iktisatçı- deniliyor. Aslında sevgili hocam Yaşar Uysal'ın söylemesiyle birisi mezun, diğeri iktisatçı oluyor.

Sonuç olarak; İktisat'ı bilmeyen bir nesil, sadece parayı çoğaltmak sandığı bilim dalını, birikimi ve becerisi olmayan okullardan (ki suçlu onlar demek ağır olur) öğreniyor ve bu nesilden bir politika önerisi bekleniyor. Hayal kurmak güzel olsa gerek?!...

Pazartesi, Ocak 02, 2006

Erinç Yeldan, İlk 500'de bir Türk İktisatçı


Prof.Dr.Erinç Yeldan;
22 Mart 1960 doğumlu olup, 1978 yılında Kadıköy Maarif Koleji'ni ve 1982 yılında da Boğaziçi Üniversitesi İktisat bölümünü bitirmiştir.Doktora eğitimi için gittiği Minnesota Üniversitesi'nden 1988 ylında Phd ünvanını alan Yeldan, halen Bilkent Üniversitesi İktisat bölümünde akademik hayatına devam etmektedir.
Birçok makale ve ödülün yanısıra, aktif olarak Bağımsız Sosyal Bilimciler grubunda ve Cumhuriyet gazetesinde yazılar yazmaktadır.Araştırma konuları genel itibariyle hesaplanabilir genel denge ve Türkiye ekononomisini içermektedir.
Yeldan, 2001 ylında duyurulan ve European Economic Association tarafından desteklenen, "Worldwide Rankings of Economists and Economics Departments" da 131. sırada yer alan ve Türkiye'den bir üniversiteye mensup tek Türk iktisatçıdır.
Halen kitapçılarda bulunabilen eserleri ise; "Türkiye Ekonomisi ( Nurhan Yentürk, Ahmet Köse, Cem Somel ve Gökhan Günaydın ile)", "Küresellesme Sürecinde Türkiye Ekonomisi: Bölüsüm. Birikim. Büyüme", "Iktisat Üzerine yazilar I-II (A.H. Köse ve F. Senses ile)" dir.
(kaynak, www.google.com)

Hocamızı en son TSBD'nin kongresinin ilk günü "Bağımsız Sosyal Bilimciler Oturumu" unda son konuşmacı olarak dinleme şansım oldu.Tasarladıkları bir hesaplanabilir genel denge model ini tanıttığı sunumdan (ben ve birçok arkadşım da) fazlasıyla etkilenmiştim.
Hocamızla 1 kez de yüzyüze görüşme şansım oldu.Öylesine bir randevu talebinde bulunmuştum ki, verdiğim kısıtlardan sanki ben Erinç hocaya randevu veriyormuşum izlenimi çıkmaktaydı :) Buna rağmen, yine de beni kırmamış ve görüşme isteğimi kabul ederek birçok konuda aydınlanmamı sağlamış, bu da yetmezmiş gibi, 3. sınıftaki bir öğrencinin kitabını "Sevgili Meslektaşım..." diyerek imzalamak suretiyle öğrenciye verdiği değeri de göstermiştir. Umarım utandırmam sizi hocam...

Asaf Savaş Akat


Prof.Dr.Asaf Savaş Akat;
3 Şubat 1943 doğumlu Akat, Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümüne girmiş, 1968 yılında yüksek lisansa (East Anglia) , 1969 yılında da (İstanbul Üniversitesi) doktoraya başlamıştır . Yine 1970 yılında doktora çalışmaları sırasında LSE'de de bir süre bulunan Akat, 1966 yılında İstanbul Üniversitesi'nde asistan olmuştur.Akademik hayatına uzun yıllar İstanbul Üniversitesi'nde devam eden Akat, 1996 ylında İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne kurucu üye olarak başlamıştır.Halen aynı üniversitenin iktisat bölümünde; iktisada giriş ve makro ekonomi dersleri vermektedir. (kaynak, http://akat.bilgi.edu.tr)

Hocamızla bir kez NTV programında tanışma şansım olmuştu.Çok neşeli ve heyecanlı bir insandır kendisi.Bölüm öğrencilerinden aldığım duyumlara göre ekonomik değişkenleri izlemeyi öğretmesinin yanında, analiz yeteneğini de geliştirdiği arkadaşlara bu konuda yoğun destekte bulunuyormuş.
Hocamız akademik görevinin yanında; bir yandan NTV Ekodiyalog'a bir yandan da köşe yazarlığına devam etmektedir. Bir kısım iktisatçılar tarafından, hiç de hoş olmayan, "televoleci bunlar" yakıştırması yapıldığını bilmeyenimiz yoktur.
Geçen gün yine bir vatandaş "Kimin için yorum yapıyorsunuz" gibisinden bir soru sordu.Ve yine Deniz Gökçe hocamız :) Asaf hocayı kızdırmak için benzer 2 sorunun üzerine bunu izletince, hoca açtı ağzını yumdu gözünü :) :)
-Pek tabii, faiz halkın sorunu değil, enflasyon değil, dış açık hiiiiç değil....

Hocam siz sakin olun, biz anlıyoruz sizi... İyi ki iktisatçıların kendi dili var :)

Salı, Aralık 27, 2005

Gülten Kazgan, Bir Büyük İktisatçı...


Prof.Dr.Gülten Kazgan;
5 Haziran 1927 tarihinde İstanbul’da doğdu. İlk eğitimini tamamladıktan sonra Amerikan Kız Koleji’ne kaydoldu. Bu yıllarda konservatuara da devam ederek piyano çalmaya başlayan Kazgan, tüm yaşamı boyunca ilgileneceği “iktisat” ile de bu sırada tanıştı. Amerikan Kız Koleji’nin 9. sınıfından itibaren iktisat eğitimi almaya başlayan Kazgan, 1946 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine girdi. Neumark, Kessler ve Isaac gibi dönemin ünlü Alman iktisatçılarından ders alarak 1950 yılında fakülteden mezun oldu ve takip eden iki yıl boyunca Sınai Kalkınma Bankası’nda çalıştı. Daha sonraysa mezun olduğu fakültede asistan olarak göreve başladı... (Kaynak; www.bilgiyay.com)

Prof.Dr.Gülten Kazgan halen, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde akademik hayatına devam etmektedir. Son olarak, hocamızın ; Küreselleşme ve Ulus Devlet kitabının 4. baskısı ile ( Önceki baskı ile birçok değişikler mevcuttur) "Türkiye Ekonomisinde Krizler (1929-2001) -Ekonomi Politik- Açısından Bir İrdeleme" isimli kitapları Bilgi Yayınlarından satışa sunulmuştur. Bunun yanında "Tanzimat'tan 21. Yüzyıla Türkiye Ekonomisi" , "İktisadi Düşünce veya Politik İktisadın Evrimi" ve "Tarım ve Gelişme" kitapları da yine raflarda bulunabilecek diğer önemli eserleridir.

Hocamızla en son TSBD 'nin 9.Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi'nde görüşme şansım oldu. Kongre'nin kapanış panelinde Korkut Boratav (oturum başkanı), Ayşe Buğra, Ergun Türkcan, Taner Timur, İşaya Üşür ve Gülten Kazgan'dan tabiri caizse iktisat şöleni tadında sunumlar dinleme fırsatı bulmuştum.

Öğrendiğim kadarıyla yakında hocamızın eski bir kitabının yenileme çalışmasına gidilecek buna ek olarak da yazılarından oluşan bir derleme kitap için çalışmalara başlanacakmış. Heyecanla yeni yayınlarını beklediğimiz hocamıza saygılarımızla...

Herkese Merhaba

Bu blogda, düzenli olarak iktisat konularından bilgiler bulacaksınız.Site sayesinde; makro iktisattan, mikroya; ekonometriden, iktisat felsefesine kadar geniş bir yelpazedeki konu başlıklarıyla iktisata bütüncül bakabilme şansı elde edeceksiniz.
Ek olarak; birçok değerli hocamızla yapılacak ,düzenli, sohbet /röportajlarla da iktisadı duayenlerinden dinleme fırsatı bulacaksınız...

Site öncelikle; üniversitelerin "iktisat" bölümlerindeki öğrenci arkadaşları , genel anlamda ise iktisadı merak eden herkesimden kişiyi/kurumu hedef almaktadır.

Okumanın bile bir katkı olduğu düşüncesiyle, herkese teşekkürler...