Salı, Ekim 03, 2006

Deneyler ve Sonuçlar...

Dersimiz hızla ilerliyor ve bu alandaki birçok yenilikten haberdar oluyoruz.Umarım sizler için de faydalı oluyordur.
Hocamızın notlarına ve okumalara erişim şifreli olduğu için, mümkün olduğunca (telif haklarını da fazlaca taciz etmeden) okuma parçalarını sizlerle paylaşacağım.
Öncelikle bilinmesi gereken, bu alanın hızla gelişen ve gelişmesine paralel olarak da daha çözülememiş birçok sorunu olan bir alan olduğudur.Elimizde sihirli değnek olmadığı için, insanları laboratuarlara sokup beyinlerini okuduktan sonra “demek cari açığın sebebi buymuş” diyemiyoruz, en azından şimdilik! (Tuğrul Bey’in neşesine neşe katmak için özellikle seçilmiş bir örnektir :)

Bu zamana kadar yaptığımız okumalar ve deneyler ışığında arz ve talep kanunun teorinin söylediğine (%95-99) yakın bir işleyişle gerçekleştiğini söyleyebiliriz.Yine benzer bir şekilde insanların göreli durumlarına değil, mevcut durumlarına bakarak kararlarını aldıklarını ve her zaman “çok azdan iyidir” ilkesinin geçerli olmadığını gördük.
Bir diğer önemli konu ise, Kahnemann’ın da söylediği; “İnsanlara yatırım anında aldıkları riskten bahsettiğinizde, kazanma oranından bahsettiğiniz gruba göre daha temkinli karar aldıklarını görmekteyiz” durumunun geçerliliği.
Yaptığı deneyde; birbirinin aynı koşullara sahip 2 gruptan birine yapacağı yatırımda %40 oranında kayıp riski olduğu diğerine ise %60 oranında kazanma şansı olduğu belirtilerek yatırım kararları alması istenmiş.Matematiksel olarak iki grubun da kazanma ve kaybetme oranları aynı iken, risk bilgisi alan grup daha temkinli davranmış.

Bir başka ilginç deney ise şöyle;
-Size, elimde olan bir telefonu benden almak için ne kadar para vermeyi düşündüğünüzü sorduğumda alacağım cevap ile, o telefonu karşılıksız olarak verip geri almak istediğimde ne kadara satmayı düşündüğünüzü sorduğumda alacağım cevap birbirinden farklı olacaktır.Bu da demek oluyor ki, aynı malın fiyatı 1 tane değil 2 tanedir! Oysa teori, birbirinin aynı ürünlerin fiyatlarının da aynı olduğunu söylüyor.

Bu ve bunun gibi birçok ilginç sonuçla karşılaşıyorsunuz.Üstelik bu deneyler dünyanın her köşesinde aynı sonuçları veriyor.Yani sosyal etkenlerden bağımsız.(Görünmeyen bir el mi var yoksa üzerimizde? :)

Not: 1) İlk çalışma sorularının cevapları bu hafta ilan edilecek, umarım.Siz de kendi sonuçlarınızla karşılaştırabilirsiniz.Hocamız biraz tembel çıktı da :)

2)Türk Dil Kurumu’nun sayfasından ulaşılabilecek 2 kampanyayı de ilgilerinize sunuyorum.

Bilgisayar Türkçesi İstemiyoruz
Dağarcığınıza her gün 2 söz

5 yorum:

ANIL GIRINCI dedi ki...

Aynı malın 2 fiyatının olmasına Türkçe'nin esnekliği dolayısıyla 2 şekilde bakmak istiyorum ben;

-1-
Teori, sonsuz sayıda alıcı ve satıcıyı içinde bulunduran ve bu unsurların sürekli iletişim halinde bulundukları bir piyasayı anlattığından, aynı malların tek fiyatı vardır derken yalan söylemiyor sanırım. Sonsuz ve hızlı bir iletişim ulaşım ağını da teoriye ekledikten sonra...ohooo=) Her malın fiyatı elbette ki aynı olacaktır. Hani Gülse Birsel'in dediği gibi, bulalım öyle piyasa da oturalım içine yani...

-2-,
Bir alıcı(ben), bir satıcı(siz) olsanız dahi satış gerçekleştikten sonra cep telefonunuzun alış ve satış fiyatı aynı olacaktır. Çünkü fiyat denilen şey teoriye baktığımızda tekrar sadece gerçekleşen satış sonucu belirlenebilir. Tanımsal birşey yani. Ve bir fiyatta anlaşacağız ve benim ödediğim ile sizin aldığınız eşit olacak. Assume that no tax, no government=))

Sonuçta söylemek istediğim, deneysel iktisadın mikro düzeyde teoriyi pek sarsacak çıkarımlarda bulunamayacağına inanıyorum. Dünya halklarına hayırlı olsun yine de, inanılmaz gelişmeler bunlar.
Teşekkürler bu arada, devamını bekliyoruz.

Risk bilgisi alan grubun yatırım kararındaki temkinliliğini ise sanırım 'psikoloji' bilimi(?) ile çözümlenebilecek nitelikte bir çıktı diye düşünüyorum. Allah kahretsin =) yok yok şu iktisatta da denebilir ama ekonomide sosyal bilimlerin unutulan yerini hatırlatmada çok güzel bir örnek teşkil edecektir.

Adsız dedi ki...

"Size, elimde olan bir telefonu benden almak için ne kadar para vermeyi düşündüğünüzü sorduğumda alacağım cevap ile, o telefonu karşılıksız olarak verip geri almak istediğimde ne kadara satmayı düşündüğünüzü sorduğumda alacağım cevap birbirinden farklı olacaktır.Bu da demek oluyor ki, aynı malın fiyatı 1 tane değil 2 tanedir! Oysa teori, birbirinin aynı ürünlerin fiyatlarının da aynı olduğunu söylüyor."

Bence de bu deneyde bi gariplik var. Çünkü cevap verip fiyat söylemek o malın fiyatını belirlediğimiz anlamına gelmezki. Belki alınır belki alınmaz amele şekliyle. Ancak işlem gerçekleşirse o değiş tokuş için bir fiyatı olur. Ve bi an sonra daha yüksek fiyattan alışveriş yapılabilr. (Mesela pazarlık gücünden (Edwordh Box) kaynaklanabilir).

Saygılar
Eflatun...

U.Baris Urhan dedi ki...

Yorumlar için teşekkürler.
Konuyu detaylıca anlatmak ve gerekli makaleleri de ilgilerinize sunmak için kısa bir zaman istiyorum sizden.Yanlış ve ya eksik bilgi vererek kafanızı karıştırmak istemem.
Şu seminer makalemi bitireyim bu hafta, o zaman makaleleri de paylaşarak konuyu detaylıca işleyeceğim.

Tansel Güçlü dedi ki...

Bence bu alan hala kör bir noktayı barındırıyor. İnsanların aldıkları bu kararlar belli koşullar altındadır. Belli tarihsel dönemler ve coğrafyalar altındadır (sen ne kadar her yerde aynı sonuçları veriyorlar desen de). Daha açık seçik konuşursak kapitalizm insanlara belli bir rasyonaliteyi dayatır. Ve bu rasyonalite de öyle uzun dönemli bir çıkar düşüncesi değil kısa dönemli bir düşüncedir. Yapılan birçok çalışma gösteriyor ki firmalar en çok 10 yıl sonrasını düşünüyor. Yani piyasa mekanizmasını ve kapitalist sistemin konjonktürel dalgalarını bile bile bunu yapıyorlar. Rasyonalite çıkmazı işte. Kavramın kendi içerisindeki tartışmasını burada yapmak istemiyorum zira o çok ayrı bir tartışmayı götürür ancak bu senin bahsini ettiğin çalışmalar tarihsel, toplumsal ve coğrafi koşulları ihmal ederler ve sonuçları her koşul için genel-geçer oluverir. Bunu isteyerek yapmasa bile a-priori yapar. Tartışmanın esas odağı kaymış olur. Esasında bahsini ettiğin rasyonalite zaten içinde bulunduğun sistemde sana dayatılan (kültürel empoze de dahil) birşeydir. Bu çalışmaların hiçbirinden insan ile ilgili genel geçer sonuçlar ilan edilemez. Neyse anlaşıldım sanırım.

U.Baris Urhan dedi ki...

Selam Tansel,
>>Bu çalışmaların hiçbirinden insan ile ilgili genel geçer sonuçlar ilan edilemez

Bu konuda, en azından şu anda sana katılmadığımı söylemeliyim.
Yapılan deney zaten insanın "rasyonel" kararlar alan bir canlı olmadığını gösteriyor.Bu ise insanlar için "belki de çoğu zaman rasyonel değillerdir" genellemesini yapmamızı sağlıyor.
Dersi yeni alan, literatürle de yeni tanışan birisi olarak ne yanında ne de karşısında olma durumundayım.Bu sebeple konuyla ilgili açıklamalarda da mümkün olduğunca bilgilendirici olmaya ve yorumlardan kaçınmaya çalışıyorum.
İlgini ne kadar çeker bilmiyorum ama bu konuyu masaya yatıran bir yazını zevkle okumayı isterim.Hem, daha derinlemesine konuşma şansımız olur çünkü bu alan iktisatla ilgili uluslararası organizasyonlarda artan makale sayısı ile ilgiyi artırıyor.Sayfanda da bu alanda bir ilk olur yazı herhalde?

Benim bu alana, şu andaki, bakışım ekonometriye destek çıkması yönüyledir.Yeni ekonometri uygulamasında teorinin geçerliliğinden çok, teori için gerekli gözlemlerden bir model oluşturulmaya çalışılıyor

>>ekonomik teori>>veri toplama>>>hipotez kurma>>> sınama

bölümünde ekonometri veri toplamadan sonra devreye girerken, deneysel ve davranışsal iktisat işin "ekonomik teori" kısmı ile ilgili.İkisinin birlikteliği daha anlamlı sonuçlar çıkartmamızı sağlayabilir diye düşünüyorum? (şimdilik tabi ki:)